Примеры использования: diseas

It's the same parasites, same diseases.
- Aynı parazitler, aynı hastalıklar.
Check for intracranial lesions, brain infections, autoimmune diseases, do a CT, LP, full workup.
Kafa içi doku bozulmalarına, beyin enfeksiyonuna ve genetik hastalık olup olmadığına bakın.
She had no diseases at all.
Tek bir hastalığı bile yoktu.
They carry different diseases than we do.
Bizden farklı hastalıklar taşıyorlar.
Charity is for diseases and endangered species.
Hastalıklar ve nesli tükenen canlılar için yardım.
And some diseases can cross from one species to another.
Bazı hastalıklar bir türden bir diğerine geçebiliyor.
But like with so many other diseases, there's never enough money to go around.
Ama birçok hastalıkta olduğu gibi, etrafa bakacak kadar para yok.
You want their diseases?
The office is probably packed with pinkeye, lice, you name it, contagious and possibly flesh-eating diseases.
Muayenehane muhtemelen göz iltihabı... olanlar, bitlenenler ve sen söyle... diğer bulaşıcı ve et-yiyen hastalıklara yakalanmışlarla doludur.
Subject to the same diseases.
One of those strange tropical diseases.
Garip tropikal hastalıklardan birine yakalandı.
You will catch diseases on those toilets.
Bu tuvaletlerden hastalık kaparsın.
There are diseases that have no effect on the carrier but can still infect others.
Taşıyıcıya hiç etkisi olmayan ama diğerlerini etkileyen hastalıklar vardır.
Genetic diseases, cross-species infection rates, the whole nine yards.
Genetik hastalıklar, ırklar arası bulaşma oranı, her şey.
Over time, there would be a high incidence of cancer and other radiation-related diseases.
Zaman içinde kanser ve diğer radyasyon vakalarında artış olacak.
How about imprisonment, forced labour herded like animals into a mission full of bad European diseases.
Mahkumiyet, köle işçilik ve bir sürü Avrupa hastalığı dolu bir misyona hayvan gibi tıkıImak desem?