Примеры использования: discerning

He's very intelligent, discerning --
Çok zeki, anlayışlı...
Break silence, and see more discerning mind gauge worth of it.
Söyleyeceklerinin değerini daha zeki biri ölçsün.
Anything you hope to discern?
Farketmeyi umduğun herhangi bişey?
I have a very discerning and tasteful eye for the extraordinary.
Fevkalade şeylere karşı çok çabuk sezen ve zevkli gözlerim vardır.
Our firm is very prestigious and discerning, Miss Page.
Firmamız oldukça saygın ve anlayışlıdır Bayan Page.
- I should be more discerning, wise.
- Zeki, bilge olmam gerekirdi.
There is no truth, at least none that I can discern.
Doğru diye bir şey yok, en azından benim farkettiğim bir doğru yok.
It is said the incomparable Giacomo has a discerning eye for beauty.
Eşsiz Giacomo'nun güzellik için seçici bir gözü olduğu söyleniyor.
It simply didn't pass muster with our more discerning customers.
Sadece bizim daha seçici olan müşterimiz tarafından teftişten geçemedi.
As far as we're able to discern, he's off the grid, but rest assured, we will find him.
Anladığımız kadarıyla izini kaybettirdi ama emin olun, onu bulacağız.
Visions... revelations... sublime to witness, yet difficult to discern.
Tasavvurlara, vahiylere tanık olmak görkemlidir ama kolay kavranamazlar.
"Give them an inquiring and discerning heart...
"Onlara doğruyu yanlıştan ayırdedecek yürek...
Oh, and by the way my Astoria is a very discerning dog.
Bu arada benim Astoria'm çok seçici bir köpektir
That could help Booth discern from which direction they would attack.
Bu sayede Booth, hangi yönden saldıracaklarını anlayabilir.
No, I'm discerning.
Hayır, ben anlayışlıyım.
You should be more discerning.
Daha zeki davranmalısın.