Примеры использования: difficulty

Any difficulty at the border?
Sınırda zorluk çıktı mı?
Of course, Mary's main difficulty is that her situation is unresolved.
Tabii ki, Mary'nin ana sorunu durumunun çözülmemiş olması.
Any adversity, any difficulty.
Her zorluk, her engel.
Technical difficulty...
Teknik bir aksaklık.
With enormous difficulty!
Çok büyük güçlükle!
Tetanus wouldn't cause that kind of breathing difficulty.
Tetanoz bu tür bir solunum sıkıntısına neden olmaz.
I made the decision with difficulty.
Ayrıca zor bir karar verdim.
With great difficulty.
Büyük bir zorlukla.
Micropsia, bleeding, tachycardia and difficulty breathing.
Mikropsi, kanama taşikardi ve solunum güçlüğü.
Hepatic fibrosis wouldn't cause difficulty breathing.
Hepatik fibroz solunum sıkıntısına neden olmaz.
Well, I have no difficulty believing you are not butter.
Tereyağı olmadığına inanmak hiç zor olmuyor!
And even that was fraught with difficulty.
Bu iş bile zorluklarla doluydu.
Difficulty with speech, memory, and vision.
Konuşma, hafıza ve görme sorunları.
And if you don't, he'll say that the policy"has run into difficulties".
Vazgeçmezsen, bazı engeller çıktığını söyler.
Well, we're just seeing to some technical difficulties, Officer.
Bazı teknik aksaklıklarla ilgileniyorduk, Memur Bey.
Lady Millicent might raise with difficulty the sum of £ 5,000.
Leydi Millicent, güçlükle 5 bin sterlinlik bir miktar toplayabilir.