Примеры использования: descending

For while I had no intention of descending to her level and bickering about anything as sordid as money, it was at that moment I made up my mind.
Çünkü para gibi sıkıcı bir konuda onun seviyesine inme ve onunla söz dalaşına girmeye hiç niyetin yok iken o anda kararımı verdim.
The, something, something, descend!
Birşeyler, birşeyler alçalıyor!
And bandits descend upon us every night.
Ve haydutlar her gece saldırıyor.
At a word from you, all the hosts of heaven would descend and carry you up away from harm, away from this place because you have a destiny.
Tek bir sözünle melaikeler cennetten iner ve seni kötülüklerden uzağa, buradan uzağa taşır çünkü senin bir kaderin var.
And the fog descend
Ve sis çökecek
don't descend!
Hayır, buraya inme!
Let's not descend to calling of names.
Lakap takarak alçalmayalım.
And by dawn, it will descend onto most of Europe.
Ve şafak vaktiyle Avrupa'nın çoğu kısmına saldıracağız.
Jenny, when you descend those stairs tomorrow night everyone there will judge you based on that moment for the rest of your life.
Jenny, yarın gece o merdivenlerden inerken o dakikalar yüzünden insanlar seni hayatın boyunca yargılayacak.
Let death descend anew!
Ölüm bir daha çöksün!
We've been descending for some time now.
Şimdi biraz daha derine inme zamanı.
As you descend, light levels drop quickly.
Siz alçaldıkça, ışık seviyesi hızlıca düşer.
One hundred nations descend upon us, the armies of all Asia.
Yüz ulus üzerimize saldırıyor, tüm Asya'nın orduları.
- While I descend the hard way.
- Ben zor yoldan inerken.
A great blanket of darkness will descend and when it does, we'll be ready.
Karanlık büyük bir battaniye gibi çöktüğü zaman biz hazırlıklı olacağız .
May the spirit of peace descend on Staleek.
Belki barışın ruhu Staleek'e de iner.