Примеры использования: deny

I deny that.
You can't deny it.
She wants to deny her parents the satisfaction of saving her life.
Ailesini onu kurtarma hazzından mahrum etmek istiyor.
I deny you!
You can't deny that you live only for a laugh.
Sadece kahkaha için yaşadığını yadsıyamazsın.
Why deny an old lady her pleasures
Neden yaşlı bir kadını bu zevkten mahrum ediyorsun?
Deny you.
Make it so they can't deny you this.
Öyle olacaksın ki, seni yadsıyamayacak.
They were there, we don't deny it.
Biz de gördük, sizi yalanlamıyoruz.
You really think he's gonna try and deny her bail?
Kefaletle çıkmasını engelleyeceğini mi düşünüyorsun gerçekten?
I am longing for the smile you deny me.
Benden esirgediğiniz tebessüme hasret kaldım.
We told you to deny all of that.
Sana, ne olursa olsun bunu yalanlayacaksın demedim mi!
If he isn't happy with who he is, then who are we to deny him surgery that will make him feel better about himself?
Eğer olduğundan memnun değilse, biz kimiz ki ameliyat olmasına karşı çıkarak onun mutluluğunu engelleyelim!
Surely you don't deny it to the Troglytes.
Tabii bunu Troglitlerden esirgemiyorsunuz.
Agent Scully will prove... that a government conspiracy exists to deny the existence... of extraterrestrials.
Ajan Scully bir hükümet komplosunun dünya dışı varlıkların varlığını yalanlamak için olduğunu kanıtlayacak.
Would it really be fair of us to deny our friends the same unforgettable experience?
Aynı deneyimi arkadaşlarımızın da yaşamasını engellemek pek doğru olur mu?