Примеры использования: demonstrated

You demonstrated applied knowledge.
Uygulanan bilgiyi ispat ettin.
The vulture waits as the crocodiles demonstrate their lethal skills.
Akbabalar, timsahlar o ölümcül yeteneklerini sergileyene dek beklerler.
It tells them that in order to demonstrate their loyalty, they must give up their old lives.
Bağlılıklarını ispatlamak için eski hayatlarından vazgeçmeleri gerektiğini söylüyor.
Inspector, you've demonstrated nothing but the qualities of a gentleman.
Müfettiş, beyefendiliğinizin kalitesinden başka hiç bir şeyi ispat etmediniz.
And failed to protect those citizens who demonstrate that kind of commitment and put their lives and livelihood at risk.
Üstelik hem hayatları hem de geçimlerini riske atarak böylesine bir bağlılık sergileyen bu vatandaşları korumakta aciz kalmıştır.
Name the boy chosen for the 1948 newsreel to demonstrate its operation.
1948 yılında haber bültenlerinde bunu ispatlayan çocuğun adı nedir?
Okay, let me demonstrate.
But it's always a good idea to demonstrate to your co-workers that you are capable of withstanding a tremendous amount of pain.
Fakat iş arkadaşlarınıza büyük bir acıyla başa çıkabildiğinizi kanıtlamak her zaman iyi bir fikirdir.
Then we'll demonstrate strength.
O halde gücümüzü gösteririz.
I have taken his body to demonstrate.
Kanıtlamak için vücudunu aldım...
The reason we're wearing stars or have these elevated positions is, we have demonstrated over the years our ability to have an instinct that works.
Rütbelerimizde yıldızların olması ya da bu mevkilere gelmemizin sebebi zaman içinde içgüdülerimizin işe yaradığını ortaya koyabilmemiz olmuştur.
Now my lovely exwife will demonstrate.
Sevgili eski eşim bunu gösterecek.
You had to demonstrate a need to carry.
Bulundurma gereğini kanıtlamış olman gerek.
Has my utility not been amply demonstrated?
Sana olan yararım fazlasıyla ispat edilmedi mi?
You know, I'm happy to go back out there, demonstrate more of my skills.
Biliyorsun, seve seve tekrar çıkıp yeteneklerimi sergileyebilirim.
She will tell me that I will be bored but I shall tell her about my plans for alms houses, and demonstrate my concern for the plight of the common man.
O bana sıkılacağımı söyleyecek ama ona yardım evleri için yaptığım planlardan bahsedeceğim ve sıradan insanlar için duyduğum endişeyi ispatlayacağım.