Примеры использования: delightful

Holy Father, while you wait, may I present Sister Bice, from Nepi, in a delightful province of Lazio.
Kutsal Babamız beklerken size Lazio'nun keyifli şehri Nepi'den rahibe Bice'yi sunabilir miyim?
I was just trying to be charming and delightful.
Sadece çekici ve tatlı olmaya çalışıyordum.
It would be so much less delightful if you had just said yes right away.
Eğer hemen evet demiş olsaydın, bu kadar zevkli olmazdı.
You see, Alan Evans is a hard-core drunk, an alkie, a sauce monkey, a hooch goblin, a man who unwinds at the end of every single day by treating himself to a delightful garbage bag full of vodka.
Gördüğün gibi, Alan Evans yolundan şaşmaz bir sarhoş alkolik, keş, içki gulyabanisi her gün bitiminde kendine votka dolu nefis bir çöp torbası ısmarlayarak kendini rahatlatan bir adam.
Absolutely delightful.
Kesinlikle harika.
That is delightful.
What a delightful sprite!
Ne hoş bir şakacı.
Your shoes are delightful.
Ayakkabıların enfes.
What a delightful coincidence.
Bu ne hoş bir tesadüf.
But the grounds are delightful.
Fakat arazi enfes.
Delightful, really.
Aslında, çok leziz.
That is delightful.
O çok güzel işte.
Delightful girl.
Çok hoş kızdır.
It was quite delightful kissing you when you couldn't see me.
Beni göremediğinde seni öpmek keyifliydi.
I'm delightful.
This is delightful.
Bu çok zevkli.