Примеры использования: deemed

They can afford a sun The East - would deem extravagant -
Güneşi almaya güçleri yetiyor Doğuyu da - sayılır müsrifçe -
Save those that you deem worthy and, what, just forget the rest?
Sizin kıymetli saydıklarınızı kurtarıp kalanları unutayım mı yani?
Is it a reward for which you deem yourself unworthy?
Bu kendini değersiz saydığın için bir ödül olmasın?
TheSource can deem us worthy... ofsurviving the fiinalbattle!
Tanrı sadece bizi layık sayabilir... son savaşta kurtulmak için!
Every now and then, artifacts which predate the Ori ascension are found or dug up, deemed heretical, and then brought to the city to be burned in the fires.
Ori yükselmesinden eski tarihli eserler bazen bulunduğunda put sayılıyor ve şehre getirilip ateşte yakılıyor.
Being deemed irreversibly contaminated by Crais.
Crais tarafından geri döndürülemez şekilde kirlenmiş sayıldım.
We all serve the Founders and we will all make whatever sacrifices they deem necessary.
Hepimiz Kuruculara hizmet ediyoruz ve gerekli gördükleri her türlü fedakârlığı yapacağız.
It's the Senate that deems me worthy.
Buna layık olup olmadığıma Senato karar verir.
Just as we deem humans not to be.
Bizim de insanları varsaydığımız gibi.
Animals are not because you deem them not to be.
Hayvanlar değildir, çünkü siz öyle varsayarsınız.
Mr. Bender, I hereby commit you to the asylum for criminally insane robots until you are deemed cured.
Bay Bender, iyileştiğiniz varsayılana kadar sizi akli dengesi bozuk robotlar hastanesine gönderiyorum.
The moon, the stars and the planets were deemed pure because they followed an unvarying celestial routine.
Ay'ın, yıldızların ve gezegenlerin saf oldukları varsayılıyordu çünkü, değişmez, ilahi bir rutini takip ediyorlardı.
The unsub realized he'd been killing people he deemed innocent.
Masum saydığı insanları öldürmeye başladığını fark etti.
Really, so now you're saying that paralegals should stereotype fashion designers or, or anyone who they deem to be someone that might not fit into a...
Sahiden, şimdi diyorsunuz ki yardımcılar moda tasarımcılarını bir kalıba sokmalılar yoksa, uymayan birisini bile gerekli sayabilirler.
Here fair is, what I deem fair!
Alışveriş, ben nasıl istersem öyle olur.
I need examples where a pre-nup was deemed invalid due to... unconscionable terms.
Evlilik sözleşmesinin hukuka aykırılık gerekçesiyle hangi durumlarda geçersiz sayıldığını bulmak için emsallere ihtiyacım var.