Примеры использования: declare

A scrap metal dealer of my acquaintance will declare that all the armoured vehicles are in the wreckage and should be written off as salvage.
Tanıdığım bir hurdacı da zarar gören bütün zırhlı araçların hurdaya çıkarılması gerektiğini beyan edecek.
You came to me, and you said if the firm did not declare misconduct, you would report us to the D.A.
Bana geldin ve şirket görev suistimalini açıklamazsa bizi savcılığa şikayet edeceğini söyledin.
You... didn't... declare this.
O.U. letter and declare...
Yazıp beyan edin...
I'm with Homer Simpson, and I do declare he's wonderful.
Homer Simpson'ın yanındayım ve müthiş biri olduğunu açıklıyorum.
- Declare it to who?
-Kime bildirdim?
Patrons don't declare, and the girls are left to pay.
Müsteriler beyan etmeyince bedelini kizlar odemek zorunda kaliyor.
Oh, I declare!
Let all true men declare their loyalty."
"Tüm dogru insanlar bagliliklarini bildirsin."
Well, you don't declare a couple of paid speeches as income and boom, you're no longer in Congress, and certainly not running for president.
Para karşılığı yaptığın birkaç konuşmayı gelir olarak beyan etmezsen, pat, kongreden atılıverirsin, kesinlikle başkanlık yarışına da katılamazsın.
It gives me great pride to officially declare... the next Olympics will be held right here in-
Gelecek Olimpiyatlar'ın burada düzenleneceğini resmi olarak açıklamaktan gurur-
We declare our right on this Earth... to be a man, to be a human being... which we intend to bring into existence by any means necessary.
Bugün, burada, dünya üzerinde, bu toplumda bir insan gibi saygı görmek ve bir insan gibi haklarımızın verilmesi için gereken her yolla var kılmayı amaçladığımız "insanlık" hakkımızı bildiriyoruz.
Anything to declare?
Beyan edecek bir şey var mı?
We meet back here and declare the winner.
Tekrar burada buluşup, kazananı açıklayacağız.
Well, hospitals have to declare gunshot wounds, so he can't go to an E.R.
Hastaneler silahla yaralanmaları bildirmek zorunda, acile gidemez.
- I'm not going to declare...