Примеры использования: decadent

so that I can continue my decadent lifestyle.
Böylece yozlaşmış hayatımı yaşamayı sürdürebilirim.
You always manage to make me feel decadent.
Komiser, bana kendimi ahlaksızmışım gibi hissettiriyorsunuz.
Nothing too decadent.
Çok çökmekte şey.
Decadent useless.
Yozlaşmış... işe yaramaz.
You decadent, pompous, self-satisfied--
Seni ahlaksız, ukala, kendini beğenmiş...
This coven has grown weak, decadent.
Bu topluluk neredeyse çökecek kadar zayıflamış.
It was a land of decadent...
Yozlaşmış,çökmüşbirülkeydi...
You're all decadent and disgusting.
Ahlaksız ve iğrençsiniz.
Today civilisation as we know it is corrupt and decadent.
Şu andaki uygarlık çöküşe gidiyor.
- We are the richest, most decadent...
Bizler en zengin, yaşayan en gözden düşmüş...
Too decadent for current tastes.
Zamane beğeniler için itibarını yitirmiş durumdalar.
Today, civilization as we know it is corrupt and decadent.
Şu andaki uygarlık çöküşe gidiyor.
Decadent and soft.
Gözden düşmüşler ve aşırı duygusallar.
Our people are becoming decadent and corrupt.
Halkımız itibarını yitiriyor ve yozlaşıyor.
Decadent art?
- Çöküş sanatı mı?
California is so decadent.
Kalifornia çok gözden düştü.