Примеры использования: deal

I know about your deal with Adams.
Adams ile yaptığın anlaşmayı biliyorum.
You're looking at the real deal now.
Artık gerçek bir antlaşma sözkonusu.
It's a pretty good deal.
Bu çok güzel bir davranış.
Many people would pay a great deal for you.
Senin için yüksek miktarda ödeme yapacak insanlar var.
Yes, I've read a great deal about it.
Evet, ben bu konuda bir hayli okudum.
I'll deal first... with the beneficiaries and then with the division straight after.
Önce hak sahiplerine değinip hemen ardından pay etmeye geçeceğim.
Deal, you little prick.
Dağıt küçük serseri.
I went liquid for this deal.
Bu anlaşma için her şeyimi paraya çevirdim.
There will never be a better deal, Ted.
Daha fazla pazarlığı yok bunun Ted.
Let the medical wienies deal with it.
Bırak da dâhiliyeci inekler uğraşsın.
This is how you deal with bastards.
Pisliklere böyle muamele yapılır.
No, I won't ever consider the deal!
Hayır, asla bu alışverişi yapmayacağım.
It's too much to deal with almost.
Çok ilgilenilecek şey var.
I cannot deal with her now.
Şimdi onunla uğraşamam.
Deal with him.
Hallet şunu.
That's not a bad deal.
Fena bir pazarlık değil.