Примеры использования: cursing

I will not tolerate cursing.
Küfür etmene tahammül göstermeyeceğim.
Now you should scream at me or curse me or hit me.
Bana bağırmalısın, küfretmelisin ya da vurmalısın.
Curse later.
Sonra söversin.
Though that's more cursing than I like to hear from a cadet in peacetime.
Yine de bir öğrenciden barış zamanında duymak istediğimden daha fazla küfür duydum.
I want you to curse and fight until your heart's done pumping.
Kalbin durana kadar küfredip savaşmanı istiyorum.
Real men curse.
Erkekler sayıp söver.
Breaking racquets, cursing, excessive mooning.
Raketler kırıyorum, küfür ediyorum, aşırı serbest yürüyorum.
It comes from the swear jar we put money in when you curse.
Sen küfredince para attığımız kavanozdan aldık.
The gods will curse us for this.
Tanrılar bizi lanetleyecek.
You could swear, curse the fates... but when it comes to the end... you have to let go.
Küfredebilir, kadere lanet okuyabilirsin ama yolun sonuna geldiğinde her şeyi bırakmak zorundasın.
That girl said that she was the fourth curse.
O kız dördüncü lanet olduğunu söyledi.
Did you know cowboys used to curse?
Kovboyların bunu birisini lanetlemek için kullandıklarını biliyor muydun?
So I toss a few curse words your way.
Sana biraz lanet okuyorum.
Both Lee and I have the capacity, or the curse, depending on how you look at it, to be singular of thought.
Lee ve ben, nasıl baktığınıza bağlı olarak tek düşünceye odaklanma kapasitesine veya lanetine sahibiz.
Curse you, lady!
Seni lanetliyorum, kadın!
Must our parents curse me from their grave?
Ailemiz mezarlarından lanet okuyorlar