Примеры использования: crumb

Is that a cupcake crumb?
Top kek kırıntısı mı o?
- I should have left a trail of bread crumbs.
- Geri dönebilmek için ekmekleri ufalamalıydım.
First bread crumb.
Ilk ekmek kirintisi
Detective Crumb?
- Dedektif Crumb?
Not a crumb!
- Zerre kadar değil!
A bread crumb.
What about Dr. Crumb?
Dr. Crumb'a ne dersin?
He is given crumbs.
Sana zerre vermedi.
You can't even give him a crumb of what I've done.
Onun için yaptığım şeylerin tek bir zerresini bile ona veremezsin.
Go call Crumb.
Crumb'ı ara.
You'll give anything for that... crumb of comfort, that feel of skin against skin that says it's OK, I'm here.
Her şeyini verirsin bu... rahatlığın zerresi için, tenin tenini değme hissi ve sana "her şey yolunda, ben buradayım" deyişi.
That's a muffin crumb.
Çörek kırıntısı o.
Are you married, Mr. Crumb?
Evli misiniz Bay Crumb?
In those long years I didn't taste a single crumb of that happiness.
Bu uzun yıllar boyunca zerre kadar mutluluk tatmadım.
-The crumb is too fine.
- Kırıntılar fazla gelmiş.
You made Crumb.
Crumb'ı sen yaptın.