Примеры использования: crowded

Paradise is crowded.
It's crowded where you are.
Burada çok sıkışıksınız.
( crowd chanting ) No war !
Birdenbire mavi parlak bir ışık odayı doldurdu.
Now, don't crowd me, lady!
Beni bıktırma, küçük hanım!
Crowded place.
Kalabalık mekân.
A man whose life work consists of looking down at the freeway and saying, "Crowded"; "Not Crowded."
Adamın tek yaptığı iş, aşağıdaki otobana bakıp "Sıkışık" ya da "Sıkışık değil" demekten ibaretti.
Yes, sir, I'll crowd him.
Tamam, hocam, sıkıştıracağım.
The pavement was crowded.
Kaldırım kalabalıkmış.
Sleep is for has-beens, my friend, and you're about to have a very crowded schedule.
Uyku önemini yitiren insanlar için, ve seninse dolu bir takvimin olmak üzere.
- Crowded in here.
Don't crowd me.
I know but... he won't want a crowd.
-Biliyorum ama... üstüne üşüşmemizi istemez.
But my mind is crowded with images, thoughts I do not understand, yet cannot purge.
Ama zihnim görüntülerle dolu, anlamadığım, ama yine de kafamdan atamadığım düşünceler.
You don't draw a crowd here.
- Orayı dolduramazsın sen.
Well, every year I go to my reunion and my relatives crowd around me and I answer the same questions.
Her yıl bir araya gelme toplantısına giderim ve akrabalarım yanıma üşüşür ve hep aynı sorulara cevap veririm.
A pipe bomb on a crowded city bus and only two people are killed?
Dolu bir otobüste boru tipi bomba patladı ve yalnızca iki kişi mi öldü?