Примеры использования: crispy

- Just a little crispy.
- Biraz gevrek kalmış.
Yeah, this party is pretty crispy.
Evet, bu parti epey canlı.
Ain't crispy.
Bu çıtır değil.
Just make mine extra crispy.
Benimki fazladan kıtır olsun.
Is the skin crispy like Mrs Patmore does it'?
Derisi Bayan Patmore'un yaptığı gibi çıtır çıtır mı?
Let's keep it crispy.
Zinde olalım.
Crispy chicken, doctor.
Kızarmış tavuğunuz doktor.
- Are you averse to crispy centers, sir?
- Gevreklere karşı bir sorununuz var mı?
Get your crispy Peking duck!
Çıtır çıtır pekin ördeğinden de buyurun!
I mean, crispy.
Yani zinde.
And our crispy critter?
Ya bizim kızarmış yaratık?
"if it's not crispy, it's not bacon."
"Gevrek olmasaydı, pastırma olmazdı."
They're very crispy.
Çok canlılar.
Extra crispy.
Ekstra çıtır.
Kind of crispy.
- Biraz kıtır olmuş.
- Uh, fresh, crispy lettuce...
...taze ve çıtır çıtır maruluyla...