Примеры использования: cripple

A cripple, a young boy.
Sakat, küçük bir çocuk.
I'm a cripple, remember?
Topalım, hatırladın mı?
You have to cripple yourself to stay alive.
Hayatta kalmak için kendini sakatlaman gerekiyor.
It's wasted on a cripple.
- Bir sakatta işe yaramaz.
Can't you see I'm a cripple?
Topal olduğumu görmüyor musun?
- You'll be a cripple tonight if...
You let a cripple escape?
Bir sakatın kaçmasına izin mi verdin?
I am a cripple in need of assistance.
Ben yardıma muhtaç bir topalım.
- I'm not a cripple.
- Ben kötürüm değilim.
You buy a cripple a Harley Davidson you reduce the dependant population.
Bir özürlüye Harley Davidson al yardıma muhtaç nüfusu azalt.
Send an explosive through your Gate, cripple the City's defenses.
Geçidinizden bir patlayıcı göndereceğim, şehrin savunmasını zayıflatacağım.
You some kind of cripple?
Kötürüm filan mısın?
Poor John wa's a cripple.
Zavallı John özürlüydü.
Cripple her!
Edith's your daughter, you don't want her seeing an old cripple.
Edith senin kızın, onun yaşlı bir kötürümle görüşmesini istemiyorsun.
No, your being a cripple may seem a handicap to you but now you're possibly even more desirable for many people
Alay etmiyorum, özürlü olman dezavantaj gibi görülebilir ama muhtemelen şimdi pek çok kişi için daha arzu edilir biri oldun.