Примеры использования: cries

He made Rachel cry!
Rachel'ı ağlattı ama.
Cry, and I will have you arrested.
Biraz daha bağırın da tutuklattırayım sizi!
But still so pretty, women cry when I pass by.
Ama hâlâ o kadar yakışıklıyım ki ben geçerken kadınlar çığlık atıyor.
In the midst of all this deafening chorus, he can recognise her particular cry.
Bu sağır eden koronun içinde eşinin sesini tanıyabilir.
Shattered goal fills his soul with a ruthless cry
Parçalanmış hedef acımasız bir haykırışla dolduruyor ruhunu
Extradition would become his battle cry.
Suçlu iadesi onun kampanya sloganı olacaktı.
'... a long, wild cry.
"Uzun, vahşi bir yakarış."
Treeger made you cry?
Treeger seni ağlattı mı?
You wanna cry a little?
Biraz ağlamak ister misin?
- They cry out for their true queen?
- Gerçek kraliçelerine mi haykırıyorlar?
But no, I started to cry again.
Fakat ağlamalarım tekrar başladı.
Cry for help.
It's your classic cry for attention.
Bu dikkat çekmek için her zamanki feryadın.
Our battle cry will be "Total extermination of the Thals!"
Savaş naramız da "Thalların azami imhası!" olacak!
"A loud, harsh cry;
Yüksek sesli, sert nida.
OK, you cry now.
Tamam, şimdi ağlama sırası sende.