Примеры использования: creeping

That's a Seasonal Creep and Crawl.
- Kısa kısa emekleyerek korkutma?
Make sure he can't creep into any tunnels.
Tünellerden buraya sızmayacağından emin olmalıyım.
He creeps me out.
They creep up on you, cut your throat.
Emekleyerek gelir ve boğazını keserler.
Sneak and creep into a high-security building run by a shadowy organization.
Gizli bir oluşum tarafından yönetilen yüksek güvenlikli bir binaya sızıyoruz.
It really creeps me out.
Beni gerçekten ürkütüyor.
There's a great feeling of anticipation when twilight begins to creep back into the sky in August.
Alacakaranlık Ağustos ayında tekrar gökyüzüne doğru emeklemeye başladığında büyük bir beklenti oluşur.
We should... creep around back.
Oraya arkadan sızmalıyız.
But sometimes it's fun to creep yourself out thinking about it.
Ama bazen o konuda düşünerek ürpermek eğlenceli oluyor.
That creep deserved to go to prison.
O pislik hapise gitmeyi haketmişti.
This whole place gives me the creeps.
Doesn't it creep you out knowing that there could be something in the swimming pool?
Havuzla ilgili söylentilerden sonra ürpermiyor musun?
It makes me feel like a creep.
Kendimi bir pislik gibi hissetmeme neden oluyor.
Gives me the creeps.
Didn't it sort of creep you out though?
- Yine de ürpermedin mi hiç?
I'm trying to warn you, creep.
Seni uyarmaya çalışıyorum, pislik.