Примеры использования: crashing

It helps break the stuntman's fall, and make's the fall itself seems more spectacular, with all the bamboo crashing down around him.
Biri dublörün düşme hızını yavaşlatmak, ve düşüşün daha fazla ilgi çekici olmasını sağlamak, bütün bu bambular çarpmanın etkisiyle etrafa saçılıyor.
Crash landed here in the '60s.
60'larda gökten düşmüştü.
But I don't want to crash it.
Kırmak istemiyorum.
And who cares that everybody thinks we're going to crash and burn, right?
Herkesin batıp yok olacağımızı düşünmesi kimin umurunda, değil mi?
Do either of you remember crashing?
Siz de mi çarpmayı hatırlamıyorsunuz?
Crash their bikes, climb trees, bungee jump...
Bisikletten düşerler, ağaca tırmanırlar, bungee jumping yaparlar.
I can't wait to crash it again.
Tekrar kırmak için sabırsızlanıyorum.
The market's going to crash.
Borsa battı.
I hope you don't mind me crashing your party.
Umarım davetsiz gelmeme aldırış etmezsiniz.
- Likely crash and kill us all.
Muhtemelen çarpıp, hepimizi öldüreceğim.
You're gonna crash and burn.
Bozulup, yanacaksın.
You're welcome to crash here too.
Crashing as usual.
Her zamanki gibi davetsiz gelen.
Crash landed?
Let's crash his party.
Bozalım şu partiyi.
He said he was gonna crash at a friend's place.
Bir arkadaşının evinde, sabahlayacağını söylemişti.