Примеры использования: corrupt

This whole system is corrupt.
Tüm sistem yozlaşmış.
I play Avedon, a brutal and corrupt businessman hellbent on world domination, so I'm not sure how much I really identify with such a character.
Ben Avedon'u oynadım, zalim ve ahlaksız bir iş adamı dünyaya hakim olmaya göz koymuş biri, yani kendimi böyle bir karakterle ne kadar özdeşleştirebildiğimden emin değilim.
Corrupt her?
- Onu bozmak mı?
How many kids will jazz corrupt?
Jazz daha kaç çocuğu mahvedecek?
But you, Captain, corrupt it.
Ama siz Kaptan, onu çürütüyorsunuz.
- Look, are the guards corrupt?
Gardiyanlar yozlaşmış mı?
Is this about catching corrupt cops for you, or is this about saving your friend?
Bu işi ahlâksız polisleri yakalamak olarak mı görüyorsun yoksa arkadaşını kurtarmak olarak mı?
- Anya thought you would corrupt me.
- Anya beni bozacağını düşünüyor.
No, you've always been a corrupt prick.
Hayır, sen her zaman rüşvetçi ibnenin tekiydin.
Since corrupt people unite among themselves to constitute a force, honest people must do the same.
Eğer namussuzlar bir güç oluşturmak için birleşiyorlarsa... dürüst insanlar da aynısını yapmalı.
She's taken on corrupt special interests.
Özel ilgi alanlarını da bulaştırmış
And we can't let the religious right corrupt our kids!
Ve inanç haklarının çocuklarımızın yozlaştırmasına izin veremeyiz.
I don't like that you're corrupt.
- Senin ayartmanı sevmiyorum.
you lack a corrupt city government.
Rüşvetçi şehir yöneticiniz eksikmiş.
There's not much difference between a corrupt corporate government and organized crime.
Namussuz şirket hükümeti ve organize suç arasında çok da fark yoktur.
I don't want to corrupt you.
Seni bulaştırmak istemiyorum.