Примеры использования: convincing

- Very convincing.
That doesn't sound very convincing.
Tatmin edici bir cevap değildi.
He can't convince him.
But the word of three 13-year-old wizards will convince few others.
Ne yazık ki, 13 yaşındaki iki büyücünün sözlerine pek inanan olmaz.
Quite convincing.
- Convincing him of what?
- Ne yapmaya ikna etti?
If you can convince yourself i'm lying.
Tabii kendini yalan söylediğime inandırabilirsen.
He was sort of convincing.
Adam ikna edici gibiydi.
Yeah, it's very convincing.
- Evet, çok inandırıcı.
Did I sound convincing?
Ben ikna ses mü?
I only have to convince the mother.
Sadece annesini inandırmam gerekiyor.
It's pretty convincing.
And your rubber cement boogers were very convincing.
Silikon yapıştırıcın çok tatmin edici.
Just enough to convince him.
Onu ikna edebilecek kadar konuş.
- To convince herself she didn't.
- Kendisinin yapmadığına inanabilmesi için.
It's pretty convincing, huh?
Epey inandırıcı değil mi?