Примеры использования: conversational

No, the only person he's been getting all intimate and conversational with is your cancer chick.
Çevresindeki tek samimi ve konuşkan kişi senin kanserli fıstık.
What is on the conversational menu this morning?
Bu sabahki sohbet menümüzde ne bulunuyor?
It's for one of her colleagues who is of Asian descent, so my planned conversational gambit is to casually remark that no matter how deep they dig his grave, he'll never make his way back to China.
Asya kökenli bir iş arkadaşı hayatını kaybetmiş, ben de konuşma başlatmak için mezarını ne kadar derin kazarlarsa kazsınlar adamın Çin'den çıkamayacağını söylemeyi düşünüyorum.
I'm trying to be more conversational.
Daha konuşkan olmaya çalışıyorum.
Vronsky and Madam Karenina seem to be playing... what you might call a conversational game.
Vronsky ve Madam Karenina sohbeti bol diyebileceğimiz bir oyun oynuyorlar.
Hey,I can be fun in a strictly conversational setting.
Hey, konuşma ortamı içinde eğlenceli olabilirim.
He's a conversational Amelia Earhart.
O konuşkan bir Amelia Earhart.
Some happy, conversational intellectually stimulating, pleasant company.
Şöyle mutlu, sohbet eden ilginç, hoş arkadaşlar.
She's like this conversational wizard.
Konuşmaların efendisi gibi.
Conversational lubricant.
Konuşkan yağcı.
But, come on, there is a little bit of a conversational drought happening here.
Ama lütfen, ortada birazcık sohbet kuraklığı mevcut yani.
I'd be more comfortable and conversational if I was sitting.
Bu konuşmayı oturarak yapsaydım daha rahat hissederim.
You are a conversational Magellan.
Sen konuşkan bir Magellan'sın.
- I'm never conversational before coffee.
- Kahvemi içmeden sohbet etmeyi sevmem.
I was visiting the possibility that I might enjoy him in a strictly conversational setting.
Onunla konuşma ortamı içinde olabilme olasılıklarını değerlendiriyordum.
- Be more conversational.
- Biraz daha konuşkan ol.