Примеры использования: complicate

House, I was expecting your relationship with Cuddy to complicate our work long-term.
House, Cuddy ile ilişkinin uzun vadede işimizi zorlaştırmasını bekliyordum.
That could complicate my life.
Bu hayatımı güçleştirebilir.
You don't want to complicate your situation further by endangering his life again, do you?
Onun hayatını tehlikeye sokarak durumunu daha da zorlaştırmak istemezsin ya?
Not playing the trumpet is all he can do not to complicate matters.
Sorunları güçleştirmemek için, bütün yapabileceği, trompet çalmamaktır.
And I decided to complicate my life.
Ben de hayatımı zorlaştırmaya karar verdim.
It was more in his nature to complicate his life.
Doğasında daha ziyade hayatı güçleştirmek yatardı.
I've heard that bonding would complicate things in that case.
Böyle bir durumda, bağlanmanın işleri zorlaştırabileceğini duymuştum.
No one to complicate my life.
Hayatımı güçleştirecek kimse olmadı.
I don't want to retrieve back those words just to try to manage those feelings, and have it complicate everything again.
Baş edemeyip kaldıramayacağım şeylerle hayatımı karıştırmak istemiyorum.
Also, I have a complicated family, and... various income streams that will continue after I die.
Ayrıca, karmaşık bir ailem var ve çeşitli gelir akışlarım... ..ben öldükten sonra da devam edecek.
Would she complicate her own life?
Kendi hayatını karıştıracak?
She knows that Mitch and I have a... complicated relationship with my parents and that that's why she's never met them.
Mitch ve benim ailem ile karmaşık bir ilişkimiz olduğunu biliyor zaten bu yüzden onlarla hiç tanışamadı.
No, I didn't realize that would complicate things.
Hayır, bunun işleri karıştıracağından haberim yoktu.
What Grandpa means is, the criminal justice system is complicated-- sometimes things don't work out the way they should.
- Dedenizin demek istediği şey adalet sistemi karmaşıktır.
I don't want to retrieve those words just to complicate things again.
Baş edemeyip kaldıramayacağım şeylerle hayatımı karıştırmak istemiyorum.
In essence, by the beginning of the 20th century, scientists saw the universe as a giant, complicated, mechanical device.
Esasında, 20 yy başına kadar, biliminsanları evreni karmaşık, mekanik, dev bir cihaz olarak gördüler.