Примеры использования: compassion

Your compassion is overwhelming!
- Şefkatin dağları aşıyor.
Compassion, which I would define as unconditional love... is central to a Jedi's life.
Sevecenlik ki, kayıtsız şart- sız aşk diye tanımlıyorum... ..Jedi hayatının merkezidir.
I respect your compassion for a friend and colleague, but I'm afraid this proves nothing.
Dostun ve iş arkadaşını sevmen ve ona acımana saygım olsa da, maalesef bu hiçbir şeyi ispatlamaz.
Her compassion is heartwarming.
Çok merhametli bir davranış.
Compassion then.
-Merhametten o zaman.
You were treated with justice and compassion, which you failed to show towards your intended victims.
Size adil ve şefkatli davranıldı, kendi kurbanlarınıza aynı şekilde davranmadınız.
It's a lifelong commitment of compassion and understanding.
Hayat boyu sürecek sevgi ve anlayışa atılacak adımdır.
Is there a scale for measuring compassion?
Şefkat olayına nasıl not veriyorlar?
It's not compassion.
Merhamet değil.
- Well, I know you're a doctor and a woman of compassion.
- Biliyorum ki sen bir doktor ve şefkatli bir kadınsın.
I mean, I don't get along with them when... their idea of parental compassion is just, you know... wacko, you know?
Onların aklındaki evlât sevgisi tamamen saçma anlayacağınız.
I am not given to outbursts of brotherly compassion.
Kardeş şefkatiyle dolup taşan biri değilim.
Be awful if Dobby's natural compassion came into play.
Eğer Dobby'nin doğal sevecenliği ortaya çıkarsa, çekilmez ol.
She doesn't deserve your compassion.
Acımanızı hak etmiyor.
Tali had compassion.
Tali çok merhametliydi.
Compassion, Doctor.
Merhamet Doktor.