Примеры использования: closes

Only my close friends could drink it.
Sadece en yakın dostlarım içebilecek.
That's the close button.
O kapatma düğmesi.
So National Bank has close to a hundred properties in foreclosure in the outer boroughs, but our folks have certain needs, so we filtered out all the ones without basements.
National Bank'ın şehirde yaklaşık yüz adet hacizli mülkü var ama bizim adamların işleri yüzünden sadece bodrumu olanlara bakacağız.
CLOSE, BUT NO CIGAR.
Nasıl sona ericek?
A close-order drill.
Geçit töreni.
I close my eyes.
Gözlerimi kapadım.
Close enough.
- Makuldür, anlaştık.
When can we close?
Anlaşmayı ne zaman bitirebiliriz?
We are not ridiculously close.
Garip bir yakınlığımız yok.
Yesterday's close, 32, flat.
Dünün kapanışı, 32, durgun.
I have an ex-girlfriend and I have an ex-wife I'm still close with.
Hâlâ bağlantılı olduğum eski bir sevgilim ve eski bir karım var.
A-and I'm this close to crackin' this mother wide open.
Ve bütün kapıyı açmama şu kadarcık kaldı.
-Close, close.
- Kapat, kapat.
So close, though.
Yine de çok yaklaştın.
Still more disasters were come close.
Felaketlerin ardı arkası hâlâ kesilmemişti.
Do you know how I close my locker ?
Dolabımı nasıl kilitleyebilirim?