Примеры использования: closer

A little closer together.
Biraz daha yakından.
Maybe it was just a little too close to, uh, sucking a robot's dick.
Belki robot siki emmeye çok benzer olduğundandır.
Let your eyes close.
Gözlerini kapalı tut.
CLOSE, BUT NO CIGAR.
Nasıl sona ericek?
It won't stand up to close scrutiny, but I'll get you the replica by tomorrow, all right?
Detaylı incelemede anlaşılır, ama yine de yarın size bir kopyasını getiririm, olur mu?
The colonel isn't dissatisfied with you, but he think you very close, very secret.
Albay sizden memnun ama sizi çok ketum ve içinize kapanık buluyor.
Trying to get closer to her by moving closer?
Ona yakın olmak için daha yakına mı taşınıyorsun?
Odintsovo, close to Moscow.
Odintsovo, Moskova'ya bitişik!
Garfield's closer to Southside.
Garfield Southside'a daha yakın.
His face was close to hers.
Yüzü bitişikti ona.
We got target practice and close-order drills while the things are still out there.
O şeyler hala dışarıdayken atış talimi ve yanaşık düzen eğitimi yaptık.
Well, mine are pretty close together.
- Benimkiler oldukça sıklar.
Well, I heard you had a close call at the aggie lab.
Tarım laboratuarıyla bayağı içli dışlı olduğu duydum.
Look closer.
- Maybe too close.
- Belki de fazla sıkılar.
Close quarters.
Kapalı alan.