Примеры использования: clarify

Clarify something for me.
Açıklayın bakalım bana.
Just to clarify, because there will be a discussion when you leave,
Yalnızca durumu aydınlatmak için çünkü sen gittiğinde bir tartışma olabilir.
He wishes for me to clarify the types of wort in his meadows.
Çayırlarındaki türleri temizlemek istiyor.
I would have to clarify the situation to people one on one.
Durumu insanlara tek tek açıklamak zorunda kalacağım.
Can you clarify something for me about your critique?
Eleştirindeki bir nokta için beni aydınlatır mısın?
Clarify your ideas.
Fikirlerini temizlemelisin.
- Does that clarify the situation?
- Bu durumu açıklıyor mu?
Oh, maybe this "Gossip Girl" blast will help clarify it for you.
Belki "Dedikoducu Kız" iletisi seni aydınlatır.
It might help clarify your feelings.
Hislerini netleştirmene yardımcı olabilir.
I figured... we'd hunker down till matters clarify.
Durum aydınlanana kadar tedbir alalım diye düşündüm.
Cards can illuminate your past clarify your present, and show you the future.
Kartlar geçmişine ışık tutabilir bugününü berraklaştırıp geleceğini gösterebilir.
The labs should help clarify.
Tahliller sayesinde netleştirebileceğiz.
Well, it's clarified.
Pekala, aydınlandı.
simplify, clarify, economize.
Basitleştir, berraklaştır ve ekonomi yap.
Just to clarify, are you planning on biting everyone in the train station?
Netleştirmek için, istasyondaki herkesi ısırmayı mı planlıyorsun?
You didn't clarify that.