Примеры использования: city

I've heard Meereen has become a free city.
Meereen'in özgür bir şehir olduğunu duydum.
Inspector, do you seriously believe that Eddie Van Coon was just another city suicide?
Müfettiş, gerçekten Eddie Van Coon'un şu şehirli intiharlarından biri olduğunu mu düşünüyorsunuz?
right. body's right on the city line.
- Evet, ceset tam il sınırında.
♪ Across the city, across the sea. ♪
Şehrin bir ucundan diğer ucuna, deniz boyunca. ♪
The women of the city, educated wives and mothers to become, the "honored occult ones",
Şehirli kızlar, "gizli ve onurlu bir birey" olarak bilinmek bir eş ve anne olmak üzere terbiye edildiler.
She would take these spur-of-the-moment trips to Atlantic City...
Sıkıldığında uzaklaşmak için ansızın Abby ile beraber...
"Clarence Royce has not made this city safe."
"Clarence Royce bu şehri güvenli bir hale getirmeyi başaramadı."
No, I am not worried my city hips are too narrow, and-and your grandson's going to get stuck.
Hayır, "şehirli" kalçalarım çok dar olduğundan torununun çıkamayacağından korkmuyorum.
A dead king, a city under siege.
Ölü bir kral, kuşatma altında bir kent.
- Jim McNulty, from the city.
-Jim McNulty, merkezden.
Let's just go down to City Hall.
Haydi belediyeye gidelim.
Have you ever been in a city under siege?
Kuşatma altındaki bir kentte hiç bulundunuz mu?
I'll see you back in the city?
Senle merkezde görüşürüz, anlaştık mı?
City life.
Adam belediyede çalışıyordu.
But his troops have landed outside the city walls.
Askerleri kent surlarına geldi.
Last night the city of Mumbai echoed with a resounding uproar.
dün gece inanılmaz bir kargaşa ile yankılandı.