Примеры использования: circumstance

The circumstance is not important.
Koşullar önemli değil.
Who is familiar with my circumstance...
Benim durumumu iyi bilen birisi.
Given the circumstance, it was inevitable.
Olayları düşününce, kaçınılmazdı.
Let me present you with another circumstance.
Sana bir başka ayrıntıyı takdim edeyim.
What circumstance could be so dire that you would risk walking in here and asking for help from somebody you tried to kill?
Ne çeşit korkunç bir durumdasın ki riske girip öldürmeye çalıştığın birisinden yardım istemeye geldin?
Given our current circumstance.
Şimdiki şartları göz önüne alırsak.
At that point, it became a murder, regardless of circumstance.
O noktada olaydan bağımsız bir cinayet oldu.
And the circumstances of that visit, everything you can remember.
Ziyaretin ayrıntılarını da hatırladığın kadarıyla anlatır mısın?
A victim of circumstance.
Şartların kurbanı.
Oldacre was hardly in the affluent circumstances we have been led to believe.
Oldacre, bizim sandığımız gibi varlık içinde yaşayan biri hiç mi hiç değilmiş.
The circumstance of their deaths is odd.
Ölüm vakaları çok garip.
Only one small circumstance.
Küçük bir detay.
Under what circumstance?
You speak like a green girl, unsifted in such perilous circumstance.
Toy bir kız gibi, bilmeden konuşuyorsun böyle durumlardaki tehlikeyi.
What makes this circumstance so very different?
Bu vakayı bu derece farklı kılan ne var ki?
He gave me all the circumstances, Jane.
Bütün detayları verdi, Jane.