Примеры использования: chronic

Chronic fatigue.
Kronik yorgunluk.
Although I must say, your chronic irresponsibility and terminal laziness has lost its humor.
Yine de söylemem gerek, senin şu müzmin sorumsuzluğun ve bir türlü düzelmeyen tembelliğin artık komik olmaktan çıktı.
You're father has chronic leukemia, and it's recently started getting worse.
Baban süreğen lösemi hastası, ve son zamanlarda kötüleşmeye başladı.
Most of the girls, it's shoplifting... fighting, chronic truancy.
Kızların çoğunun sabıkası, mağazalarda hırsızlık kavga etmek ve okulu sürekli kırmakla ilgili.
The chronic use of an alias is not consistent with your story of sudden temptation and unpremeditated impulse.
Sahte bir adı devamlı kullanman, ansızın şeytana uyma ve önceden tasarlanmamış bir hareket hikâyenle tutarlı değil.
He was in chronic pain.
Sürekli ağrısı vardı.
Bloody Bill is sniffing around Mummy something chronic.
Pislik Bill devamlı annemin kuyruğunda dolanıyor.
It's chronic, isn't it, today?
Fırtına bugün sürekli olacak sanırım.
It's not like she's a chronic abuser.
Sürekli onu taciz eden biri değil.
She couldn't sleep because of Dad's chronic snoring.
Babam devamlı horladığı için uyuyamıyor.
Rules out chronic conditions.
Kronik bozuklukları eleyin.
It'd be "Hooked on Chronic"... what?
"Müzmin müptela" olurdu sanırım.
Lupus is chronic, but treatable.
Lupus kronik ama tedavi edilebilir bir hastalıktır.
A very wealthy man with a chronic heart condition.
Gayet zengin, müzmin kalp hastası bir adam.
Chronic heart disease.
Kronik kalp hastalığı.
It's a chronic condition and probably nothing serious.
Müzmin bir durum muhtemelen ciddi bir şey değildir.