Примеры использования: captive

The beetles will be held captive inside for 24 hours.
Böcekler içeride 24 saat esir kalır.
I held you captive for quite a while.
- Bir süredir seni esir almış durumdayım.
What could I do with you held captive?
Sen esirken nasıl dövüşebilirdim?
Poles kept her captive, she nearly died.
Lehler onu esir aldı, neredeyse ölüyordu.
I'm being held captive.
Burada esir tutuluyorum.
We got a captive.
What right has he to keep me captive?
Onun beni esir tutmaya ne hakkı var?
You've been held captive indeed.
Esir alınmışsın gerçekten de.
You're held captive by a boy.
Bir çocugun tutsagi oldun.
And my eldest son is still his captive.
Oğlum hala onun elinde.
He's been their captive ever since they murdered his king at the Red Wedding.
Kızıl Düğün'de kralını öldürdüklerinden beri onların tutsağı oldu.
My mother is their captive.
Annem ellerinde.
Or to hold a boy captive.
Ya da bir çocuğu tutsak etmek için.
What would you do if I were your captive?
Sen beni ele geçirseydin ne yapardın?
He was holding Mariel and six others captive at a salvage yard.
Adam, Mariel ve diğer 6 tutsağı hurdalıkta saklıyormuş.
Why are we being held captive?
Neden esir tutuluyoruz?