Примеры использования: canopy

And high in the canopy, such a pool provides an excellent home.
Ve gölgelikler içerisindeki, ...böyle bir havuz ona mükemmel bir ev sağlar.
Her forehead hangs over her head like a canopy.
Alnı başının üstünde tente gibi duruyor.
The canopy is particularly rich.
Üst örtü özellikle çok zengindir.
All over the canopy, trying to get in!
Helikopteri kapladılar, içeri girmeye çalışıyorlar!
- Blow the canopy.
- Kapağı açın.
They form a canopy that alleviates the impact of heavy rains... and protects the soil from erosion.
Sağanak yağmurların şiddetini dindiren birer kubbe gibi davranırlar ve toprağı erozyondan korurlar.
I ran down the street, looking for shelter under a canopy.
Caddede koşturuyor saklanacak bir saçak altı arıyordum.
Flying your canopy.
Hem de senin paraşütünle uçarken.
I lie awake all night staring at the canopy thinking about how they died.
Tüm gece kubbeye bakıp, nasıl öldüklerini düşünmekten gözüme uyku girmiyor.
- The canopy broke her fall.
Saçaklar düşüşünü yavaşlatmış.
Frayed lines, bent cones, cuts in the canopy.
Yıpranmış ipler, paraşütteki delikler yüzünden.
I miss my canopy bed.
Kanopi yatağımı özledim.
The canopy above is so thick that only a little sunlight can filter through.
Üzerindeki gölgelik o kadar kalın ki, çok az güneş ışığı aşağı ulaşabiliyor.
We can offer food, shelter, and a thick canopy no creature will spy you under.
Yiyecek, barınak ve altında hiçbir yaratığın gözetleyemeyeceği tenteler sağlayabilirim.
Their songs carry for many miles across the canopy, proclaiming that this piece of forest is theirs.
Şarkıları kilometrelerce orman örtüsü boyunca, ...buraların onların olduğunu ilan ederek yayılır.
Team 3...prepare to open canopy
Ekip 3... kanopiyi açmaya hazırlansın