Примеры использования: called

A town called Christmas.
Noel adlı bir kasaba!
The system had as base radars, or as we called at the time, RDF.
Ve bu sistem, radar, ya da o günlerin tabiriyle RDF'ye dayanıyordu.
I'd call them accusations more than questions.
Efendim, "Sorulardan" çok suçlama desek daha doğru olacak.
Why don't we just call it a day?
Bugünü yaşanmamış farzedelim?
Isn't "pig" exactly what you would call a pig that you didn't know?
Bilmiyor musun, bir domuza "domuz" diye seslenilmez?
Overnight call?
Geceleyin çağrılmaktan mı?
It's what you and I call condescension.
Bizim tenezzül olarak nitelendirebileceğimiz bir şey.
I know somebody called Pink.
Pink adlı birini tanıyorum.
It's a disease called Transverse Myelitis.
- Transvers miyelit isimli bir hastalık.
Follow with bilateral ankle films and call Psych.
Psikiyatri'yi de arayın.
Money, drugs-- your call.
Para, uyuşturucu, sen söyle.
You can call it what you want.
Nasıl istiyorsan öyle adlandırabilirsin.
- I could call said therapist.
- Terapistini çağırabilirim.
He set a wake-up call for 6:00 a.m. this morning.
Sabah 6 için uyandırma istemiş.
And Susan and Barbara, I want you to call out to me what you see written beneath you.
Susan ve Barbara sizden de, altında ne yazdığını bana bağırarak söylemenizi istiyorum.
It triggered an underlying genetic condition called variegate porphyria.
Derinlerde yatan Variegate Porfiri isimli genetik bir hastalığı tetikler.