Примеры использования: buzz

Enjoy the buzz.
Vızıltının tadını çıkarın.
I didn't really have "buzz" in mind.
Aslında aklımda dedikodu yoktu.
I don't know if it caused his shutdown, but, now, that I think about it I was getting the same buzz off Batman.
Onun kapanmasına bunun sebep olup olmadığını bilmiyorum fakat, şimdi bunu düşününce aynı çınlamayı Batman'den de aldım.
- You will buzz the little giant?
- Küçük deve fısıldayacak mısın?
Five games in, 5 and 0, 15-0, 20-0, and the buzz is clicking.
Beş maçta 5-0, 15-0, 20-0 yaptık ve vızıltı tıkırdardı.
And I know there's a lot of buzz going around about what happened this morning at the Hudson River.
Bu sabah Hudson nehrinde olanlarla ilgili etrafta bir sürü dedikodu dolaştığını biliyorum.
- I think my buzz wore off.
- Çınlamam geçti herhalde.
When somebody buzzes, you stick your head out the window and you look down.
Birisi fısıldadığında, başını camdan çıkarırsın ve aşağı bakarsın.
And he is now applying the same technique to the electromagnetic buzz that fills the Milky Way.
Ve o şimdi aynı tekniği Samanyolu'nu dolduran elektromanyetik uğultuya uyguluyor.
-It's generating Oscar buzz.
- Evet, oscar söylentileri bile başladı.
- No more buzz.
- Artık uğuldamıyor.
Buzz, Donna?
Buzz, Donna.
It's like a low buzz in the background.
Arkada bir uğultu varmış gibi.
True, but I was also teaching you that festival buzz is, like my movie Coffee and Cigarettes, a funny thing.
Doğru, fakat aynı zamanda festival söylentilerinin filmim "Coffee and Cigarettes" gibi, ne kadar komik olduğunu öğretiyordum.
My head buzzed.
Kafam uğulduyor.
Old ad for Buzz Cola.
Buzz Cola'nın eski bir eki.