Примеры использования: buck

more bang for their buck.
Dolarları için daha çoğu.
A 14-point buck.
Büyük bir erkek geyik.
Every buck counts, right?
Her kuruş lazım, değil mi?
An educated buck.
Eğitimli bir zenci.
Well, Buck,
Bak, züppe...
You guys mind making him 100 bucks poorer?
Onu 100 dolar fakirleştirmek ister misiniz?
Some scientist's got it buried in his back yard, he's after making a buck.
Bir bilim adamı dolarları kazanmak üzere onu arka bahçesine gömüyor.
A five-point buck?
- A buck.
- Bir papel.
I mean, a guy cant make a buck anymore.
Artık insanlar kovaya yapmaya meyilli.
From now on, the buck stops with you.
Bundan sonra sorumluluğun var.
I'm not talking about sitting in a treehouse waiting to ambush a buck coming to sniff your gash bait.
Bir ağaç evinde oturup antilobun biri tuzağınıza düşsün diye beklemekten bahsetmiyorum.
Quick-buck artists come and go with every bull market.
Sıçrayanlar her yüksek fiyatlı piyasada gelir ve gider.
Buck Olander introduced us and he said, your broker...
Buck Olander bizi tanıştırdı ve dedi ki simsarınız...
- Just a buck.
Sadece bir papel.
Go down to the corner store, they're a buck apiece.
Aşağı köşedeki dükkana gidin, beğendiğiniz kovayı alın.