Примеры использования: brushes

When I say "brush",
"Fırça" dediğimde,
Millions of mouths mow the grass, keeping trees in check, but allowing brush to grow.
Milyonlarca ağaç otları çiğniyor, ağaçları kontrol altında tutuyor, ama çalıların büyümesine izin veriyor.
But when his lips brush hers, it's intentional.
Ama dudakları onun dudaklarına değdiğinde, bu tasarlanmıştır.
You just, what, brush it off?
Halı altına mı süpürüyorsun?
I brush her hair and clip her nails and empty her chamber pot.
Saçını tarıyor, tırnaklarını kesiyor ve lazımlığını boşaltıyorum.
Revalus used to say that "a writer should put pen to paper as if he were a painter putting brush to canvas."
Revalus, "bir yazar, tuale resim yapan bir ressammış gibi yazısını kağıda dökmeli" derdi.
Brush your teeth now.
Dişlerini fırçala, hemen.
- I felt something brush by me.
- Sanki birşey bana sürtündü gibi hissettim.
He's that talented painter who had a little brush with the law.
Adaletle biraz problemi olan yetenekli ressam.
Brush your teeth.
Dişlerini fırçala hadi.
Since an insect's exoskeleton is a dielectric... ..surrounding the conductive medium of its body fluid,... ..when introduced into an electrical field, the brush discharge results in a coloured flare.
Bir böceğin vücut sıvılarını çevreleyen dış iskeletinin elektrik yükü olmadığından dolayı, bir elektrik alanına girdiklerinde sürtünmenin yol açtığı deşarj, ...renkli bir ışık yayılmasına neden olur.
My father's death, and my recent brush with the same, got me to thinking.
Babamın ölümü ve benim son anda sıyırmam beni düşünmeye itti.
I took some hair off his brush.
Fırçasından bir saç teli aldım.
Not exactly designed for moving through dense brush and rough terrain,
Sık çalılarda ve kötü zeminde hareket edilebilecek şekilde dizayn edilmemişler...
8 days ago, he'd done that and his arm had brushed across my leg.
8 gün önce de böyle yapmıştı ve koku bacaklarıma değmişti
♪ Like the wind brushes by
Tıpkı rüzgarın süpürmesi gibi