Примеры использования: bringing

Bring on the maternity pants.
Hamile pantalonum var nasıl olsa.
Don't make me bring the thunder.
Fırtınayı getirtmeyin bana!
But they can bring us no closer to the stars than our dreams.
Fakat bu hikayeler bizi yıldızlara en fazla rüyalarımızdaki kadar yaklaştırır.
With the provenance of that being laid by such a delicate beauty... .. that does indeed bring the entire selection to £70,000.
Böylesi nadide bir güzellik tarafından taşınmış olması seçim tutarını 70 bine rahat ulaştırır.
She wanted to simply bring the music to dedicated fans in Japan.
Kısacası müziği Japonya'daki müzik severlerle buluşturmak istedi.
Then why did you bring me here?
O zaman neden beni buraya getirtip de bunlara sebep oldun?
Bring me your face.
Yüzünü yaklaştır.
If he is the one to bring Spartacus to justice, then that victory will be used to embarrass you.
Eğer Spartacus'u adalete ulaştıran o olursa bu zafer seni utandırmak için olacak.
They let us have 60 so they could bring in 600.
600 kilo getirebilmek için 60 kilo almamıza izin veriyorlarmış.
I wanna bring her something.
Birşeyler götürmek istiyorum.
Hopefully, Jurgen, you'll be able to bring a more positive element to the house.
Umarım, Jurgen, bu eve daha pozitif bir hava katacaksın.
We must bring China into line.
Çin'i hizaya sokmalıyız.
Bring a bag and bleach and three tins of Royal Meow.
Bir çuval, beyazlatıcı ve üç kutu mama getir...
Bring this creature of yours.
Bu yaratığını da götür.
I would consider anyone who would bring truth to the role.
Role gerçeklik katabilecek herkesi düşünebilirim.
Bring us in where?
- Nereye sokacaksınız?