Примеры использования: brief

All of them brief?
Hepsi kısa mıydı?
I'd like to say a brief word about 'Speed Learn'.
"Hızlı Öğren" yöntemine dair... birkaç özlü şey söylemek istiyorum.
She has just one brief summer in which to teach them their mountain survival techniques.
Annenin yavrularına, dağda hayatta kalmayı öğretmek için, kısacık bir yaz mevsimi var.
Would you permit me to go in the back, and do a brief inventory?
Müsaadenle arkaya gidip, evrakları arşivlemem lazım.
I'll brief you and In Ha on all the cases.
In Ha'yla sana tüm davaları özetleyeceğim.
You know it's called a brief, right?
Ona özet dendiğini biliyorsun, değil mi?
I'm just about to go in and brief Keane.
Keane'i bilgilendirmeye gitmek üzereyim.
The woman I met who threw an 11,000 page brief through a glass window?
Tanıştığım 11.000 sayfalık belgeyi camdan atan kadın var ya?
Our brief was to try to combine interesting visual elements from a lot of different societies and periods.
Özetle, amacımız birçok farklı toplum ve döneme ait farklı unsurları birleştirmeye çalışmak.
If you need to brief him, do so promptly.
Onu bilgilendirmeniz gerekiyorsa bunu gecikmeden yapın.
Every time you didn't win, every time you missed out on a big brief, you always blame someone else.
Ne zaman kaybetsen, ne zaman bir belgeyi gözden kaçırsan hep birilerini suçlarsın.
Brief him on the route into the complex.
Kaleye giderken onu bilgilendir.
Spawning is a brief affair.
Yumurtlamak kısa sürer.
A brief history lesson.
Özlü bir tarih dersi.
When we're not constantly having to put out fires... we can really delve into who you are... and what you're really after in your very brief time on this earth.
Artık söndürmemiz gereken ateş kalmadığında. gerçekte kim olduğunu ve dünya üzerindeki bu kısacık vaktinde neyin peşinde olduğunu araştırabiliriz.
He charges $400, you get two brief cases and your ex boyfriend becomes an obsessive.
- Sizden 400 dolar alıyor karşılığında 2 evrak çantası alıyorsunuz ve eski sevgiliniz takıntılı oluyor...