Примеры использования: breaks

They only know how to beat with their sabres... until they break.
Yapabilecekleri tek şey kılıçlarıyla saldırmak... kılıçları kırılına kadar.
You figured out how he could break the non-compete, now figure out how to enforce it.
Rekabet anlaşmasını nasıl deleceğini buldun şimdi de nasıl uygulayacağını bul.
Break up my marriage?
Evliliğimi bozmak mı?
It's hard to break the bonds of gravity.
Kütleçekimin bağlarını koparmak zordur.
- Who's ready for a pie break?
- Kim pasta arası vermek ister?
I know you break rules.
Kuralları çiğnediğini biliyorum.
All right, let's break this down.
Çözelim şu işi.
Trip away, make no stay meet me all by break of day.
Gidelim artık, durmayalım ve gün ağardığında buluşalım.
Maybe even break apart.
Belki de kırılacaklar.
That's why I invited him tonight, to convince him it's a better business move or to get him to break his deal with Russell.
Bu yüzden onu bu akşam davet ettim daha iyi bir iş hamlesi yapmak için ya da Russell'la olan anlaşmasını bozdurmak için.
Sir, if I could just break in for a moment.
Efendim, bir dakikalığına sözünüzü keseceğim.
If this were a cartoon, the cliff would break off now.
Eğer bir çizgi filmdeysek, şimdi kaya da kopar.
Break them up.
Onları ayırmak için.
Maybe we should make a break for it, if we can.
Belki de yapabiliyorken buradan kaçmalıyız.
God, I wish I could be there when they break you.
Tanrım, keşke seni konuşturduklarında orada olsaydım.
The band Heart is having a really tough time, and I think they may break up.
Heart zor bir dönemde Sanırım grup dağılacak.