Примеры использования: breaking up

If you're breaking up with me, can we at least talk about it first?
Benden ayrılacaksan, en azından bunu konuşabilir miyiz?
I bought them as a break-up gift for myself.
Kendime ayrılık hediyesi olarak aldım.
Look, you guys drag me all the way out here to save our family, then you decide to break up.
Ailemizi kurtarmak adına beni buraya sürüklediniz şimdi de ayrılmaya karar verdiniz.
Vince has to break up with girls before it gets serious.
Vince işler ciddiye binmeden ayrılıyor.
Nicolas Volker sends her a bomb as a break-up gift.
Nicolas Volker ayrılık hediyesi olarak kadına bomba yolladı.
Eric chose to go to Africa and he chose to break up with me.
Eric Afrika'ya gitmeyi ve benden ayrılmayı tercih etti.
Beckett broke up with me right after Allison Hyde's death.
Beckett, benimle tam da Allison Hyde'ın ölümünden sonra ayrıldı.
There's no way you'd do all that for someone you're just gonna break up with.
Ayrıldığın birisi için böyle bir şeyi hayatta yapmazsın.
Look, Case, the reason I broke up with you is...
Bak Case senden ayrılmamın sebebi...
I can only imagine it's because she hasn't given you an excuse to break up and you don't have the guts to recognize your own reality.
Ya kız sana ayrılmak için bir bahane vermedi ya da senin kendi gerçekliğini kabul edecek cesaretin yok.
This is not a break-up, this is just a little.. break.
Bu bir ayrılık değil, bu sadece küçük bir... ayrılık.
So, this whole breaking-up thing, we tried it.
Ayrılmayı denedik.
His girlfriend broke up with him, and he's flying out to win her back.
Sevgilisi ondan ayrılmış ve onu geri kazanmak için yanına uçuyor.
He said, "Cam's a great guy, but I hope you never have to break up with him."
"Cam harika biridir ama umarım ondan ayrılmak zorunda kalmazsın" demişti.
When I broke up with crazy Caroline, I told her I was dating Donna.
Manyak Caroline'dan ayrılırken ona Donna ile çıktığımı söylemiştim.
Bro, I don't think I can break up with her, man.
Ondan ayrılabileceğimi sanmıyorum.