Примеры использования: brawl

A timid boy at a tavern brawl.
Bir meyhane kavgasından korkan bir çocuk.
Well, if they're gonna keep coming, then we may as well just make it one big brawl.
Madem gelmeye devam edecekler biz de sağlam bir arbede yapalım.
- Don't like to brawl, my little beagle?
- Tartışmasak mı, casusçuğum?
The boys are ready for a brawl.
Çocuklar dövüş için hazır.
The final straw being when he took a shot at a fellow officer during a drunken brawl.
Bardağı taşıran damla da, bir tartışmada başka bir subaya ateş etmesiymiş.
A once in a lifetime brawl.
dövüş hayatında bir kez.
Not a brawl.
Tartışma değildi.
Let the brawl begin!
Dövüş başlasın öyleyse.
Street brawl ain't the answer.
Çözüm sokak dövüşü değil.
And what was peaceable about the brawl you got wrapped up in?
Senin girdiğin tartışma barışçıl mıydı?
The rivals immediately begin to brawl.
Kavga hemen başlıyor.
oh, you make a fool of the presenter, then you start a brawl.
Sunucuyu küçük düşürdün sonra da bir arbede başlattın.
So what set off the brawl?
Kavgaya neden olan ne?
And a rather large-scale brawl at the dump.
Ve oldukça büyük çaplı arbede çıktı.
Another terrible brawl?
Başka bir kavga mı?
Your genius for making a bar-room brawl out of a perfectly innocent misunderstanding.
Tamamen masum bir yanlış anlamadan bir bar odası arbedesi çıkaran şu dehan.