Примеры использования: brain

We fried his brain for nothing.
Bir hiç için beynini kızarttık.
Half a brain, dammit!
Yarım beyinli, kahretsin!
Hameroff and Penrose argue that a change in the microtubules in one brain cell can affect microbules in another.
Hameroff ve Penrose, bir beyin hücresi mikrotüpçüklerindeki değişimin, diğerindeki mikrotüpçükleri etkileyebileceğini savunuyor.
All that candy is rotting your brain.
Akıl sağlını bozdu bu şeker.
I'm only asking, because according to the research I've been reading, the traditional ways of measuring infant pain, tears, and brain activity, it's just not as conclusive as we wish it was.
Ben soruyorum çünkü, okuduğum bir araştırmaya göre, geleneksel anlık acı, gözyaşı ve beyinsel aktivite ölçümleri, bizim umduğumuz kadar bağlayıcı sonuçlar değilmiş.
You felt your brain releasing noradrenaline.
Beyninin noradrenalin salgıladığını hissettin.
Call me Pudding Brain, call me Local Knowledge, whatever.
Puding Beyinli de, Ev Sahibi de.
Judging by the shape of the injury and the fact that some of the brain tissue seems to be torn, it looks like something metal, with a jagged edge.
bazı beyin dokuların yırtılmasıyla sıvrı uçlu metal birşeye benziyor
Damn your feeble brain!
Yarım aklına lanet olsun!
Well, of course father, that'll make too sense by your brain desire.
Elbette baba, beyinsel arzuların seni oldukça hassaslaştıracak.
You wanna remove half his brain.
Beyninin yarısını çıkarmak istiyorsun.
Tiny brain.
Küçük beyinli.
But if, as Koch believes, who we are stems exclusively from this fragile and ever-changing network of brain cells, then there can be no eternal you.
Ama eğer, Koch'un inandığı gibi, "ben" sadece beyin hücrelerinin bu kırılgan ve sürekli değişen bir ağından kaynaklanıyorsa, sonsuz "ben" olamayabilir.
You fill my brain.
Sen aklımdan çıkmıyorsun.
All of these kids were born with severe brain damage.
Bu çocuklar ciddi beyinsel hasarlarla doğmuştu.
Brain and binary vascular system incompatible.
Beyni ve ikinci damar sistemi uygun değil.