Примеры использования: booking

- Block booking, that's clever.
Blok rezervasyon, akıllıca.
I will book a hotel room.
Bir otel odası tutacağım.
I made the booking.
- Rezervasyonu ben yaptım.
Cass, you gonna book a room or what?
Cass, oda tutacak mısın tutmayacak mı?
Well, probably a double booking.
Çifte rezervasyon olmalı.
Did you book a room yet?
- Oda tutabildin mi?
This is the original booking slip for our forger?
Bu kalpazanımızın orijinal rezervasyon irsaliyesi mi?
I'm just glad we didn't book St Patrick's.
St Patrick mezarlığını tutmadığımıza sevindim.
She's on every med in the book.
Geçirdiği her nöbeti kaydettik.
Maybe you'd want to book some time with "the best you've ever had".
Belki en iyi ilişkiyi yaşadığın kişiye biraz zaman ayırmak istersin.
You can't book him here, anyhow, detective.
Onu buraya kaydedemezsin, Dedektif.
I bring it in on budget, they book it without screening it.
Bütçeyi aşmazsam, filmi hiç kontrol etmeden ayırırlar.
I'm gonna go book this.
Okay, I will book that.
Tamam, ayırıyorum.
Book him.
Suçluyu kaydet.
Well, who told the travel department to book it?
Seyahat departmanına oda ayırmalarını söyleyen kim?