Примеры использования: blown

But a car with the tyre blown off is as useless as a car that has been blown to smithereens, really.
Ama lastiği atan da paramparça olan kadar işe yaramazdır.
it did not blow up.
Give a good blow.
Kuvvetlice üfle.
It must've been quite a blow when it went missing.
Çalındığında size biraz kötü hissettirmiş olabilir.
It just blew.
Birden fışkırdı.
- How did I blow it?
- Nasıl mahvetmişim?
I knew you'd blow it!
Onu kaçıracağını biliyordum
I saw my boyhood friends blown to bits.
Çocukluk arkadaşlarımın paramparça olduğunu gördüm.
♪ Help succour me now the east winds blow... ♪
Esiyor doğu rüzgarları, yardımını esirgeme.
Besides blow his brains out.
Kendi beynini uçurması dışında.
Then you blow first.
O zaman önce sen onunkini uçur.
- Blow where?
- Nereye kaçalım?
It's always a bad deal when these things blow.
Bu tip şeyler körüklenince olan bizlere oluyor.
Why would I blow it?
Niye batırayım ki?
There was a ragged cut, two-inches long, on the back of his head, which had evidently been caused by a violent blow from a blunt instrument.
Kafasının arkasında keskin olmayan bir aletten gelen sert bir darbeyle oluştuğu açıkça belli olan yaklaşık beş santim uzunluğunda bir kesik vardı.
Does the wind blow?
Rüzgâr esiyor mu?