Примеры использования: blood

The lavage showed blood in your G.I. tract.
Lavaj, gastrointestinal bölgende kan olduğunu gösterdi.
If they do get inside you, your body quickly responds by mobilising an army of white blood cells.
Nkosi, dört aylık hamile olduğu kanısındaydı.
Take your blood money.
Kanlı paranı al.
And your blood runs through her veins.
Onun damarlarinda da senin kanin akiyor.
I know she's your sister, and blood is thicker than water, but the cops don't know what happened last night and we do.
Onun kız kardeşin olduğunu biliyorum, akrabalık herşeyden önemli, ama polisler dün gece ne olduğunu bilmiyor ve biz biliyoruz
- We've got blood!
- Kanama var !
You have no blood pressure.
Thick blood equals clots equals respiratory distress.
Yoğunlaşmış kan, solunum yetmezliğini ve pıhtılaşmayı da beraberinde getirir.
If your sister had lived, we'd have been bound by blood.
Kız kardeşin yaşasaydı, aramızda akrabalık bağı da olacaktı.
Maybe these symptoms come and go like the blood disorder.
Belki semptomlar da kanama sorunu gibi gelip gidiyordur.
Check her blood pressure.
Chase, run a blood smear and immunochemistries.
Chase, kan yayma ve bağışıklık testlerini yap.
I told you, that could be animal blood.
- Dedim ya, hayvan kanıda olabilir.
Explains the coughing blood.
Kanlı öksürüğü açıklıyor.
I have shown you the power of king's blood.
Kral kaninin gücünü gösterdim.
Yes, Mahratta blood in there somewhere.
Evet Mahratta'yla uzaktan akrabalığı var.