Примеры использования: blissful

I am going to have blissful slumber tonight.
Bu gece mutlu, uzun bir uyku çekeceğim ben.
Blissful ignorance.
"Cehalet mutluluktur."
Five blissful hours, where your wife won't tell you that you're holding them wrong or feeding them wrong or just being generally wrong.
Karının, bebekleri yanlış tuttuğunu ya da onları yanlış beslediğini, ya da her ne yapacaksan ona yanlış demeyeceği mutlu beş saat.
What if I had some news that wasn't so blissful?
Sana çok da mutluluk vermeyecek bir haber versem?
Finally, blissful ignorance.
Sonunda, mutlu cahillik.
You might call it blissful ignorance, but it's still ignorance.
Cehalet mutluluk verebilir ama yine de cehalettir.
We have the majority of them kept in blissful ignorance.
Onları mutlu cahiller olarak tutma çoğunluğumuz var.
And believe me the silence has been blissful.
Ve inanın bana, sessizlik mutluluktur.
The first days of marriage are often so blissful.
Evliliğin ilk günleri çok keyifli olur.
Oliver and Miss Lindsay make a blissful match.
Oliver ve Bayan Lindsay harika bir çift oldu.
Blissful as Arcadian shepherds.
Arkadya'lı çobanlar kadar keyifliydik.
Three blissful days for Karla with its king.
Karla ve muhteşem kralının birlikte geçirebileceği üç harika gün demek.
Their lives are blissful.
Hayatları keyifli.
Isn't this blissful?
Harika bir şey, değil mi?
To Maggie James for whom I feel absolute and blissful detachment.
Kendisine karşı kesin ve keyifli bir ayrılık hissi hissettiğim Maggie James'e.
Three blissful baby hours later...
Bebekler gibi mutlu üç saatten sonra.