Примеры использования: blindness

The blindness hasn'T.
Körlük geçmedi.
My blindness makes me want to gouge out my eyes.
Bu kör gözlerimi oymak istiyorum.
And it is they who in their blindness mocked Him and crucified him.
Onlar gaflet içinde onunla dalga geçen ve çarmıha gerenlerdir.
Blindness plus coma says diabetes.
Körlük artı koma, şeker hastalığına işaret ediyor.
But I seem doomed to blindness.
Bense ne kadar körmüşüm.
We all have our areas of blindness.
Hepimizin kör noktaları var hayatım.
Before the divorce, dad actually hid his blindness.
Boşanma öncesinde babam kör olduğunu sakladı.
The assembled believers don red headbands to symbolize the blindness of their minds thus far.
Müminler ön giy kırmızı kurdeleler, şimdiye kadar bu sembolü aklını kör oldu.
The king, in his blindness, fears no one but God.
Kral gaflet içinde ve Tanrı dışında kimseden korkmuyor.
Worst case, blindness.
En kötü durumda, körlük.
And those patients died horrible deaths... paralysis, blindness.
Hastalar korkunç etkiler yaşamışlar Felç geçirmişler ve kör olmuşlar.
Walk me out of blindness.
Gafletten uzaklaştır beni.
Doc Roe, he called it hysterical blindness.
Doktor Roe buna isteri körlüğü dedi.
That, or macahoni berries that cause blindness.
Fakat körlüğe neden olan Makaole çileği de olabilir.
Now, wouldn't you call that blindness?
Peki sence bu körlük değil mi?
Another case of temporary blindness.
Milletin geçici körlük yaşadığı davalardan biri daha.