Примеры использования: blank

This is blank.
Boş bu.
- No, everything's a blank.
- Hayır, her şey anlamsız.
That blank could be any letter we want.
Şu boşluğu istediğimiz harf yapabiliriz.
Search division has drawn a blank on the target.
Araştırma bölümü hedefi bulamadı.
We'd blank them out,we'd lose them.
- Onları silip, onlardan kurtuluruz.
The blank face of people in Robert Bresson films.
Robert Bresson'un ifadesiz yüzleri.
A blank check.
Açık çek.
If he wasn't robbed, why get blasted at point blank range?
Eğer soyulmadıysa, neden kurusıkı fişekle patlatılmış?
Your face went completely blank.
Yüzün tamamıyla ifadesizdi.
I asked you point blank if something was going on, and you lied to my face?
- Sana açık açık bir şey var mı diye sordum ve bana yalan mı söyledin?
A blank?
I shouldn't have blanked you.
Seni hayatımdan çıkarmamalıydım.
- Blank badges.
- Boş rozetleri.
Your prejudice against weakness, your blank intolerance.
Zayıflığa karşı önyargın, anlamsız hoşgörüsüzlüğün.
It's blank, mostly.
Genellikle boşluk.
I mean, for 26 years... this guy's been pelting children with basketballs... at point-blank range.
Yani, 26 yıldır bu adam çocuklara basket topuyla eziyet edip onları hedef tahtası gibi kullanıyor.