Примеры использования: bitter

A Bitter Woman's Journey Through Life.
Acılı Bir Kadının Yaşam Yolculuğu.
He's very bitter, and resentful to people who took it from him.
Kendisi epey sert ve tacını alanlara kin besleyen bir karakter.
This is a bitter rivalry, and no one is about to back down.
Çok şiddetli bir rekabet ve kimse geri adım atmıyor.
The meat is bitter about being dead.
Bu ette, ölü olmanın acılığı var.
A little bitter, but otherwise nice and cool.
Biraz acımsı bunun dışında nefis ve soğuk.
In a bitter battle-- Hey, hey.
In a bitter battle- Hey, hey.
Last year, uncle tyrone was bitter and depressed.
Geçen sene, Tyrone amca acılı ve kederli görünüyordu.
Mandalay, Rangoon, and much bitter fighting.
Mandalay, Yangon ve çok daha sert bir mücadele.
It was very bitter.
Bu biraz acı.
Too bitter to ever find a good guy to love me?
Beni sevecek iyi adamı asla bulamayacak kadar can yakıcı mı?
It told them when the bitter colds would come, when the wild grains would ripen, when the herds of caribou and bison would be on the move.
Onlara keskin soğukların ne zaman geleceğini yabani tahılların ne zaman olgunlaşacağını ren geyiği ve bizon sürülerinin ne zaman harekete geçeceğini söylüyordu.
Bitter cold and overcast skies better suit my temperament.
Acımasız soğuk ve kasvetli gökyüzü benim mizacıma daha çok uyuyor.
Not bitter enough to forget to thank you for your efforts.
Yardımlarına teşekkür etmeyi unutacak kadar buruk değilim.
A larger, more bitter lump of clay.
Daha büyük ve kötü bir kilden çömlek olacak.
Too bitter.
Çok acı.
The bitter feud between the hamato and foot clans
Hamato ve Foot klanlarının arasındaki yakıcı kan dâvası