Примеры использования: bind

Bind him with every chain you can find!
Bulabildiğiniz tüm zincirlerle bağlayın!
Space and time were created, too, and all the forces that bind matter together, including gravity.
Kütleçekim de dahil, maddeyi bir arada tutan tüm bu kuvvetler gibi, uzay ve zaman da yaratılmıştı.
I can bind the rib cage, but even then, we run the risk of puncturing a lung.
Kaburga kafesini sarabiliriz ancak ciğeri patlatma riskimiz var.
All that hocus-pocus, endless conjurations, books bound in infant skin, pentacles of fire, drinking the blood of virgins.
Tüm şu hokus pokuslar, bitmek bilmeyen büyüler bebek derisiyle ciltlenmiş kitaplar beş köşeli ateş yıldızları, bakire kanı içme.
The casein that they use to bind the cheese is so full of chemicals.
Peyniri tutturmak için kullandıkları kazein, kimyasal maddelerle dolu.
The same twine was used to bind the Pulaski girl.
Aynı tel Pulaski'yi bağlamak için de kullanılmış.
Somethin's binding' it.
Bir şey tutuyor.
To bind death.
Ölümü bağlamak için.
Those binders aren't gonna bind themselves.
Dosyaların kendilerini ciltleyecekleri yok.
It's an epoxy used to bind plastics.
Plastikleri tutturmak için kullanılan bir epoksi(bir tür yapışkan)
Now, my servants, bind him!
Hizmetkârlarım, bağlayın onu!
My imprisoned consciousness was bound by time
Odur işte beni bütün tutan şeyim
I could bind that for you.
Yaranı sarabilirim.
How should he look, to see his work, so noble, vilely bound up?
Babanın soylu eserinin böyle berbat ciltlendiğini görünce, nasıl olur?
But this child you think will determine your fate, bind your love, will ruin you.
Ama bu çocuk kaderini belirleyip aşkını saracak, seni mahvedecek.
It's impossible to bind a tongue wound.
Dil yarasını sarmak imkansızdır.